• Deutsch
  • Türkçe

Yurt dışında üç günde 153 bin seçmen oy kullandı


Türkiye'de 16 Nisan'da yapılacak anayasa değişikliği halk oylaması için oy verme işleminin başladığı altı Avrupa ülkesinde üç günde 141 bin 639 seçmen oy kullandı.

Türkiye'de 16 Nisan'da yapılacak anayasa değişikliği halk oylaması için oy verme işleminin başladığı altı Avrupa ülkesi ile gümrük kapıları da dahil edildiğinde, üç günde toplam 153 bin 908 seçmen sandığa gittiği görülmektedir.

En fazla Türk vatandaşının yaşadığı Almanya'da 13 temsilcilikte oy kullanıldı. Almanya'nın yanı sıra, Fransa'da 6, Avusturya'da 3, İsviçre'de 3, Belçika'da 2, Danimarka'da 1 ve Lüksemburg'da 1 olmak üzere toplam 29 temsilcilikte oy verme işlemleri için sandıklar kuruldu.

Almanya’da 99 bin Seçmen Sandığa Giderek, Rekor kırdı

En fazla seçmenin yaşadığı Almanya'da 13 temsilcilikte oy kullanıldı. İlk gün 25 bin 745 seçmen, ikinci gün 33 bin 499 seçmen ve üçüncü gün 39 bin 852 seçmen sandıklara akın ederek adeta rekor üstüne rekor kırdılar. Sadece Almanya’da ilk üç günde 99 bin 96 seçmen sandığa giderek vatandaşlık görevini yerine getirerek demokrasimizi taçlandırmıştır.

Almanya Dışında  42 bin Seçmen tercihini Yaptı

Belçika, Fransa, İsviçre ve Avusturya’da ilk gün toplam 11611 seçmen sandığa gitmiştir. İkinci gün 14077 seçmen sandığa giderek oyunu vermiştir.  29 Mart’ta 16852 seçmen sandıklara giderek Halk oylamasında tercihlerini kullanmışlardır. Üç günlük toplam sandığa giden seçmen sayısı 42540 bulmuştur.

Toplam 153 bin Seçmen Sandıklara Giderek Demokrasimizi Taçlandırdı

Oy verme işleminin ilk üç gününde Havalimanlarında oluşturulan geçici gümrük kapılarıyla diğer gümrük kapıları da dahil 153 bin 908 seçmen "evet" veya "hayır" arasındaki tercihini yaptı.

Rekor Düzeyde Sandığa Giden Vatandaşlar

Geçmişiyle yüzleşmeyen toplumlar geleceğe yönelemez. Çünkü geçmişin acıları, yaraları, sorulmamış hesapları, bir pranga gibi geleceğe yürüyüşünü engeller. Yarım asırdır her türlü demokratik haktan mahrum yaşayan Avrupa Türklüğü, demokrasi ve çifte standarttı her gün yaşayarak görmektedir. Avrupa Birliği vatandaşları yaşadıkları diğer Avrupa AB ülkelerinde, milliyetlerine bakılmaksızın Avrupa Parlamentosu seçimleri ve yerel seçimlerde oy kullanabiliyorlar bu hak Avrupa’da doğan büyüyen vergisini bu ülkelere veren vatandaşlarımıza çifte standart gösterilerek verilmemektedir. Bu seçimle birlikte Vatandaşlarımızın rekor düzeyde sandığa koşması ve tercihte bulunmaları, demokratik tavrımızın en güzel göstergesidir. Referandum sürecinde bu yasakçı zihniyet kendisin çok net bir şekilde göstererek siyasilerin kendisini ifade etmesinin önüne engeller konularak, vatandaşların kafasında bulunan soruların cevabını bizzat muhataplarından alabilmesi için organize edilen bilgilendirme toplantıları çeşitli bahaneler öne sürülerek yasaklanmıştır. Halbuki, demokrasilerde, meşru zeminlerde kararını ve iradesini ortaya koyan, sandığa giderek "evet" veya "hayır" diye tercihte bulunan herkes vatandaşlık görevini yerine getiren saygıdeğer fertlerdir.

Türk ve Türklüğün Düşmanları, Terör Örgütleri Nerede Duruyor, Vatan ve Millet Sevdalıları Nerede Duruyor

Cumhuriyet rejiminde halkın sağduyusuna güvenilir. Halk seçtiğini beğenmezse zamanı gelince geri çağırır, demokrasinin en belirgin özelliği budur. Yeni sistemde halk kime yetki verirse 5 yıl hükümeti o kuruyor, istikrar içinde kimin hükümet kuracağı, ömrünün ne kadar olacağı, ne zaman milletin önüne gideceği belli kurallara bağlanmış oluyor. Yetki kullanana cezai sorumluluk ta veriliyor.  Saflar artık netleşmeye başladı. Demokratik bir seçim demek birilerinin 'evet', birilerinin de 'hayır' demesi anlamına gelir. 'Hayır' veya 'evet' diyenlerin olmadığı bir seçim demokratik değildir.

Söz artık Halkın

Seçmen konumunda olan vatandaşımız Bu değişiklikte Terör örgütleri nerede duruyor, vatan ve millet sevdalıları nerede duruyor ona da bir bakarak tercihlerini vereceklerdir. Artık darbelere dur demenin zamanı çoktan gelmiş ve geçmek üzeredir. Darbeler haksızlık ve hukuksuzluğun zorla, dayatmayla, tehditle, kimi hallerde ölüm tehdidiyle sineye çekilmesini beklemek, bunu kabullendirmektir. Darbe varsa demokrasi yoktur. İktidarların seçimle gelip yine bu yolla gitmesi; millet dışında hiçbir güç ve iradenin belirleyici olmaması demokratik kültür ve mirasın gereğidir. Artık bu talihsiz ve tehlikeli anti demokratik alışkanlığın Türkiye’yi karanlığa itmesine kesin ve kategorik olarak son verilmeli diyenler tercihlerini ona göre vermek zorundadır. Devlet ve toplum hayatında sınırları anayasa kurallarıyla çizilmiş görev, yetki ve sorumluluk alanlarına muhataplarının riayetiyle demokrasiye kast eden fiili ve fikri oluşumların önüne geçilmelidir. Söz artık Vatandaşlarımızındır.

Demokrasiye şartsız sahip çıkmak; ama, fakat, ancak demeden, sahiplenmeliyiz

Milletimizin hassasiyet ve tercihlerine saygı duymak, demokrasi ve hukukun temel ilkelerine uymak herkesin asli görevidir. Demokrasiye şartsız sahip çıkmak; ama, fakat, ancak demeden, yani kıvırıp darbelere kılıf aramamak hepimiz için kaçınılmaz bir sorumluluktur. 15 Temmuz’da darbenin ne demek olduğunu, Türkiye’nin ne denli büyük bir yıkım ve belayla karşı karşıya geldiğini acı duyarak; yaşadık ve şahit olduk. 15 Temmuz darbeler tarihimizin en karanlık halkasıdır. Asker üniforması içine gizlenmiş caniler Türkiye’yi yıkmak için 15 Temmuz gecesini kana ve hıyanete bulamışlardır. TSK’ya yuvalanan FETÖ artıkları, son bir hamle ve hışımla devlet ve milleti parçalamak için silaha sarılmıştır.  Çok şükür yanlış hesap Türk milletinden dönmüştür.