• Deutsch
  • Türkçe

Ülkücüler Köln'den Evet diyor


KRV1. Bölge Başkanlığımızın düzenlediği Ali Kınık, Aşık Sefai, Zafer İşleyen’in sahne aldığı Bayrak Şöleni sanat severlere unutulmaz bir gece yaşattı. Şölende bir konuşma yapan Almanya Türk Federasyon (ATF) Genel Başkanı Şentürk Doğruyol, Avrupa’nın referandum karşısındaki anti demokratik tavrını eleştirdi.

Bir gün önce KRV3. Bölgede derneklerimizin Çanakkale Zaferi ve Şehitlerini anma programlarına katılan Genel Başkan Doğruyol, Türkiye ve Türk milletinin 15 Temmuz darbe girişimi atlattığını, Avrupa ülkelerinden Türkiye ve demokrasiye destek mesajı beklerken tam aksine bu ülkelerde Türkiye aleyhine kamuoyu oluşturulduğunu, bu tutumu asla tasvip etmediklerini belirtti.

Anayasa değişikliği ile Türkiye’nin antidemokratikleşeceğini savunanlara seslenmek istediğini ifade eden Doğruyol, “Diyoruz ki referandum Türkiye’nin demokrasisinin önünü açacak bir referandumdur, o yüzden biz ‘evet’ diyoruz. Bu büyük Türk milletinin milli birliğini ve beraberliğinin devamını sağlayacak bir ‘evet’tir” diye konuştu.

İfade Özgürlüğü Demokrasinin Temel Taşlarındandır

Doğruyol, program öncesi emniyet birimlerinin gelip kendilerine “Burada ‘evet’ kampanyası mı yapılacak?” şeklinde bir soru yönelttiğini aktararak şöyle devam etti: “Alacakları cevaba göre belki de engelleyeceklerdi. İfade özgürlüğü AB Ülkelerinin kurucu yasasında güvence altına alınan temel taşlarından biridir. İfade özgürlüğünün demokrasinin temel değerlerinden biri olması, onunla ilgili talep ve iddiaların asli muhatabının devlet olduğu anlamına gelir. Bütün temel haklar için söz konusu olduğu gibi, ifade özgürlüğü de özünde politiktir, yani öncelikle kamu otoritelerinin keyfi müdahalesinden korunması gerekir.

Gelin EVET oylarımızla Demokrasimizi Taçlandıralım

Yaslar çerçevesinde kişi ve oluşumların görüş, duygu ve düşüncelerini ifade etmelerinin devletçe keyfi olarak engellenmemesini ve ifade ettikleri düşüncelerinden dolayı da kamu otoritelerinin herhangi bir baskıcı muamelesiyle karşılaşmamalarını olduğu kadar, yine devletin başka kişi ve gruplardan gelebilecek baskılara karşı da bu özgürlüğün öznesini korumasını gerektirir. İfade özgürlüğü demokrasinin “olmazsa olmaz” şartıdır. Çünkü, ifade özgürlüğü toplumda kanaat-oluşumunun ve demokratik tartışmanın varlığını mümkün kılar, bu demokratik amaçların gerçekleşmesi bakımından vazgeçilmezdir. Dün 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümü olması hasebiyle Avusturya Türk Federasyonumuzun iki etkinliği ‘evet’ kampanyası yapılacak diye engellendi, iptal edildi. Dün yine İsviçre Türk Federasyonumuzun Çanakkale programı ‘evet’ kampanyası yapılacak diye engellendi, iptal edildi. Eğer bunlar demokrasiyi böyle anlıyorlar ise onlara demokrasi dersi vereceğiz. Avrupa Türklüğü olarak 27 Mart-9 Nisan tarihleri arasında konsolosluklarda kurulacak sandıklara hep beraber gideceğiz. Dün Frankfurt’un göbeğinde sözde paçavraları sallayanların, yine yasak olmasına rağmen o bebek katilinin, cani Öcalan’ın posterlerinin sallandığı bir ortamda ‘hayır’ kampanyasına müsaade ettiler. O ‘hayır’ kampanyasına da cevap vermek için hep beraber sandıklara gidip sandıkları ‘evet’ ile taçlandırıp, yine ‘evet’ oylarımızla sandıkları patlatalım” dedi.

Ülkücülerden Evet

Genel Başkan Sayın Şentürk Doğruyol konuşmasında, referandum süreciyle alakalı, Anayasayı değiştirecek olan aziz Türk milleti olduğunu ifade ederek, “Almanya’da 27 Marta başlayarak 9 Nisan’a kadar sürecek olan Halk oylaması ile asıl görevi milletimize arz edilmiş olmaktadır. Şu andan itibaren artık son söz milletimizindir, karar milletimizindir. Doğru olanı Milletimiz kendisi karar verecektir. Ülkücü Hareket olarak bizler evet diyeceğiz. Bizim Evet tercihimiz asla şahsa veya partiye değil, Türkiye’ye evettir. Sonuna kadar Devlet, ebediyete kadar Millet anlayışı cumhuriyet için Evet, geleceğimiz için Evet olarak anlamalı ve anlaşılmalıdır” dedi.

Kadınların Özgürlüğüne Kısıtlama Kabul Edilemez

Genel Başkan Şentürk Doğruyol, AB Adalet Divanı'nın başörtüsü kararına ilişkin açıklamasında özetle şöyle dedi: “Yüzyılları aşan uğraşılara rağmen kadın hakları sorunu ne yazık ki hala sosyal bir sorun olarak güncelliğini korumaktadır. Kadına toplumda, ailede ve iş yerinde verilen bugünkü yer, kuşkusuz onsekizinci ve ondakuzuncu yüzyıllara oranla tartışmasız önemli kazanımlar elde etmiştir. Kazanımlar hiçbir zaman kolay olmamıştır. Kadıların özgürlüklerini kısıtlayıcı, kazanılmış hakların geri alınması veya sekteye uğratılması kabul edilir bir durum değildir. Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın başörtüsü kararı, Avrupa'nın farklılıklarla bir arada yaşama ilkesine ciddi manada zarar verecek. Farklılıkları bir zenginlik olarak görüp, kucaklayarak birlik ve beraberliğe güçlü bir perspektif getirilmek yerine, ayrıştırmak, ötekileştirmek, AB’nin Kurucu antlaşmalarda yer bulan değerlerine terstir. Avrupa Birliği’nin insan onuruna saygı, özgürlük, demokrasi, eşitlik, hukukun üstünlüğü değerleri üzerine kurulu olduğu yapılan antlaşmalarla garanti altına alınmıştır. Ülkücülerin de benimsediği, AB’nin Kurucu antlaşmalarda yer verilen bu değerler, Avrupa Birliği’nin siyasi, hukuki ve felsefi temelini oluşturmaktadır. Farklılıkları bünyesinde barındıran bir devletler topluluğu olarak Avrupa Birliği’nin bütünleşmesini sağlayan yapı taşları bu esaslar üzerine inşa edilmiştir. İnsan onuruna saygı, özgürlük, demokrasi, eşitlik, hukukun üstünlüğü ve azınlıklara mensup kişilerin hakları da dâhil olmak üzere insan haklarına saygı değerleri üzerine kuruldu. Avrupa Birliği AB Adalet Divanı'nın başörtüsü kararı neticesinde, Avrupa genelinde tırmanan, ayrımcılık ve hoşgörüsüzlüğü önemli zemin oluşturacağı endişesi taşımaktayım. İnsanları, dini inançları ile işi arasında tercihe zorlamanın insan haklarına, AB değerlerine, hukuka ve adalete uygun olmadığını defalarca dile getirdim. Federal Anayasa Mahkemesi’nin Almanya’da kadın öğretmenlerin okullarda başörtüsü ile ders verebileceği yönündeki kararı ile örtüşmek bir yana ciddi çelişkiye yol açacaktır” dedi.