• Deutsch
  • Türkçe

Mainz Türkiye Sevdalıları Kültür Şöleni


Almanya Demokratik Ülkücü Türk Dernekleri federasyonu 2019 yılını  muhteşem Kültür Sanat etkinlikleri ile tamamlıyor. Türk Federasyon her konuda olduğunu gibi Kültür ve Sanat dalında da Almanya’da yaşayan Avrupa Türklüğünün temsilcilerine kendi kültürlerini doyasıya yaşama ve gelecek nesillere aktarmanın yanı sıra, Almanya’nın kültürel zenginliğine sunduğu katkı yaklaşık yarım asırdır aralıksız sürdürülmektedir.

Bu güzel aktiviteler 2019’ın son günlerinde de yoğun bir tempoyla tekrarlandı. Aralık ayının son haftasına girdiğimiz şu günlerde Türk Federasyonumuz, HS1. Bölge Mainz, KRV3. Bölge Dortmund, BW1. Bölge Sindelfingen başta olmak üzere Solingen, Hoohenlimburg, Geislingen, Augsburg, Haiger, Freiburg, Koblenz, Münih, Berlin, Siegen, Karlsruhe, Hamburg, Velbert, Wuppertal teşkilatlarımızda irili ufaklı Kültür Sanat etkinlikleriyle yeni yılı tamamlayacaklardırlar.

Sanatçılarımız Mustafa Yıldızdoğan, Hüseyin Yılmaz, Emin Demir, Cafer Altun, Alparslan Yılmaz, Ümran Gülcan, Aybüke Ayberk, Kürşat Sayak, Ozan Fedai, Ozan Nihat, gibi Avrupa Türklüğünün gönlünde yer etmiş büyük ustalar, sanatseverlerle buluşacak. Her yıl olduğu gibi bu sene de planlar doğrultusunda yapılan ve yapılacak olan etkinliklerle, on binlerce vatandaşımıza, Almanya Türk Federasyon kültür sanat etkinlikleriyle ulaşacaktır.

Mainz Türkiye Sevdalıları Kültür Şöleni

Mainz teşkilatımızın Kültür Şölenlenine, Avrupa Türk Konfederasyonumuzun Genel Başkanı, MHP İstanbul milletvekili Sayın Cemal Çetin, Almanya Türk Federasyonumuzun Genel Başkanı Sayın Şentürk Doğruyol , ATF Başkanlık divanı Üyeleri, GİK üyelerimiz Bölge Başkanlarımız, Dernek Başkanlarımız ve çok sayıda seçkin Sanatseverler katıldı. Açılışını Teşkilat başkanımız Sayın Dagistan Afşın’ın yaptığı şölende, Alman milli marşı ve ardından topluca okunan Istiklal marşıyla başladı. 

Almanya Türk Federasyonumuzun Genel Başkanı Sayın Şentürk Doğruyol, salonu hınca hınç dolduran Mainz ve çevresinde yaşayan vatandaşlarımıza yaptığı kısa konuşmasında, Almanya Türk Federasyon olarak, Avrupalı Türklerin parlak yarınlarını, yarım aşırı geçen bilgi ve birikimiyle şekillendirmek ve taçlandırmak için var gücümüzle çalışmaktayız. Bu gün sizlerle birlikte olacak olan santçılarımız Mustafa Yıldızdğan, Emin Demir ve Aybüke Ayberk hanımefendiye, şölenimizin bu denli düzenli geçmesinde emeği geçen Kadın kolları, Gençlik kolları ve kıymetli katılımcılara teşekkür ediyorum. Aramızda bulunan şölenimize onurlandıran Sayın Konfederasyon genel başkanım, MHP İstanbul milletvekilimiz’e hoşgeldiniz diyorum. Sözü kendisine bırakıyorum“ diyerek konuşmasını tamamladı.

Almanca en iyi Almanya'da öğrenilir.

Avrupa Türk Konfederasyon genel başkanı, MHP İstanbul milletvekili Sayın Cemal Çetin,  58 yıl önce birinci nesil diye tabir ettiğimiz Avrupa Türklüğünün var olması için büyük gayretler gösteren vatandaşlarımıza şükranlan duyduğunu ifade ederek başladı.

Avrupa Türklüğünün gündeminde olan konular ve karşılaştıkları sorunların çözümü üzerine değerlendirmelerde bulunan Sayın Cemal Çetin, „Avrupa Türklüğü geçen elli sekiz yıl içerisinde var olmak için büyük mücadeleler verdi. Avrupa'nın çeşitli ülkelerine para kazanmak amacıyla gelen birinci nesil dilini bilmedikleri, dinine ve kültürüne yabancı oldukları ülkelerde en ağır işlerde çalıştırılarak büyük sıkıntılarla karşı karşıya kaldılar. Türkleri buralara davet edenler, onların insan olduğunu, bir entegrasyon sürecine ihtiyaç duyulacağını düşünmeden hemen işçi yurtlarına yerleştirdiler, ertesi gün de işe gönderdiler. Vatandaşlarımız ayrımcılık, yabancı düşmanlığı, İslam karşıtlığı gibi insani olmayan uygulamalar nedeniyle toplumdan dışlanmış, ikinci sınıf insan muamelesi görmüşlerdir. Halbuki Türkler yaşadıkları ülkelere sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan çok büyük katkılar yapmış, halen de yapmaktadırlar.

Elli sekiz yılı aşan göçün ardından artık dördüncü nesil oralarda hayatını sürdürmektedir. Elli sekiz yıllık göçmenlik, elli sekiz yıllık misafir işçilik, elli sekiz yıllık yabancılık olmaz; elli sekiz yıllık gurbetçilik, Almancılık da olmaz. Biz, artık, Türklerin kalıcı olduğuna inanıyoruz ve buna "Avrupa Türklüğü" diyoruz.

Avrupa Türklerini güzide temsilcileri olarak sizlerde şahitsiniz ki, Avrupa türklüğü yaşadıkları devletlerin anayasasına saygılı, kanunlarına riayet ederek, dinî inancına ve kültürüne saygılı, uyum içerisinde hayatlarını sürdürmektedir. Üçüncü ve dördüncü nesil Türkler, yaşadıkları ülkelerin dilini çok iyi konuşmalarına rağmen ana dilleri Türkçeyi unutmaktadırlar. Türkçe önündeki engeller her geçen gün artırılmaktadır. Okullarda okutulan yardımcı Türkçe dersleri kaldırılmıştır. Türkiye'den öğretmen gelmesi engellenmiş, çocuklarımızın okul bahçelerinde bile Türkçe konuşmaları suç sayılmaktadır. Oysa ki dilini ve dinini düzgün öğrenen bir çocuğun daha sağlıklı, kişilikli, kimlik bunalımına düşmeyeceği uzmanların hemfikir olduğu bir gerçektir. Kimlik bunalımına düşmüş nesiller her türlü yönlendirmeye açıktır. Bu noktadan hareketle kültürel kimliğimiz olan Türk kimliğinin ayrılmaz parçaları olan Türkçenin ve dinimizin doğru bir şekilde çocuklarımıza öğretilmesi en doğal haklarıdır.

Aile birleşimine de engeller getirilmektedir. Türkiye'den evlenen gençler eşlerini yaşadıkları ülkelere getirememektedir, önlerine dil engeli çıkarılmaktadır. Bir dil en iyi o dilin konuşulduğu ülkede öğrenilir. Yani Almanca en iyi Almanya'da öğrenilir.

Bir başka hususun da alını çizerek sözlerimi tamamlamak istiyorum. Özellikle, 1978'de Almanya'nın Frankfurt şehrinde kurulmuş ve şu anda Avrupa Türk Konfederasyona bağlı olan, Avrupa'nın 10 ülkesinde ve hemen her şehrinde faaliyet gösteren Türk federasyonları, tüm engelleme ve iftiralara rağmen vatandaşlarımızın arasında bir gönül ve kültür köprüsü oluşturmuş, her platformda sosyal ve kültürel faaliyetler düzenleyip Türk kimliğinin, dilinin, kültürünün ve yüce dinimizin korunması için hiçbir karşılık beklemeden, hukuk çerçevesinde faaliyetlerini yapmaktadır.

Avrupa Türklüğünün, Türkiye'den kaynaklanan sorunları da vardır. Bakanlar kurulu izniyle Türk vatandaşlığından çıkanlara mavi kart verilmektedir. Buradaki işlemlerini yaptırırken, mavi kart, resmî kurumlarda ne yazık ki yeteri kadar tanınmamaktadır ve büyük zorluklarla karşılaşmaktadırlar.

Türkiye'de primlerini ödeyerek emeklilik hakkı kazanan Avrupa Türklüğü, emekli olabilmek için artık büyük paralar ödemek zorundadır. Emeklilik maaşları da önceden emekli olanlara göre çok düşürülmüştür. Türkiye'ye gelip uzun süre Türkiye'de kalan, başta emekliler olmak üzere, insanlarımız, sağlık sigortalarında çıkan sorunlar sebebiyle muayene olamamaktadır.

Türkiye'de izinlerini geçirmek isteyen Avrupa Türklüğünün telefonları bloke edilmekte ve uzun süre telefonlarını kullanamamaktadırlar.

Türk Hava Yolları biletleri izin dönemlerinde çok pahalı satılmaktadır. Türk Hava Yollarının en büyük yolcu potansiyeli Avrupa Türklüğüdür. Avrupa Türklüğünün, Türk Hava Yollarının gelişmesinde büyük payı olduğu bir gerçektir. Özellikle izin dönemlerinde seferlerin artırılması ve bilet fiyatlarının düşürülmesi gerekmektedir.

Tüm sıkıntılara rağmen, Avrupa Türklüğü, 5 milyonu aşan nüfusu, milyarlarca euro ciro yapan iş adamları, her meslekten yetişmiş insanı, üniversiteyi bitirmiş ve üniversiteli gençleriyle Avrupa'da önemli bir toplum hâline gelmiştir. Ayrıca Avrupa Türklüğü, Türkiye'yle olan her meseleye duyarlı, maddi ve manevi varlıklarıyla, karşılıksız bir muhabbetle, vatanına, milletine ve bayrağına bağlıdır. 

Avrupa Türk Konfederasyonu olarak Türk Federasyonlarla birlikte insanımız için iyi bir gelecek inşa etmek başlıca amaçlarımızdan biridir. Almanya Türk Federasyonumuz, bugüne kadar bir çok imrenilen başarılı etkinliklere imza atmıştır. Yarım asrı aşkındır alın teri döktüğümüz, emek ve ömrümüzü verdiğimiz Almanya artık bizim için ikinci vatandır. Avrupalı Türk bilinciyle, artık hem bizim, hem de gelecek nesillerimizin vatanı olmuş, ATF, etnisite, din ve mezhep gibi farklılıkları zenginlik addederek insanına sahip çıkmaya devam edecek, doğunun insan merkezli değerlerinin muhafazası ile batının akıl ve teknoloji merkezlerini örtüştürerek gelecek nesiller için de çözüm odaklı çalışmaları yürütmekten Türk Federasyonlarımızı kimse engelleyemeyecektir” dedi.

Şölenlerimizi ziyaret eden sanatseverlerin, etkinliklerimizin, her kesime ve tarza cevap verecek nitelikte oluşunu takdir etmekte birlikte, batılı bestecilerin, doğu’yu ele alış farklılıklarının ayrı bir zenginlik olduğunu ileri sürmeleri tesadüf değildir. Kültürel birikimler paylaştıkça zenginleşmektedir. Almanya Türk federasyonumuzun etkinliklerinde sahne alan kıymetli sanatçılarımız, Ülkeler ve kültürler arasında önemli köprüler kurmaktadır. Bu manada, Sayın Mustafa Yıldızdoğan ve ekibini bir kez daha kutluyor, büyüleyen sesiyle bizleri, şölen ortamının coşkusunu yaşatmasından Avrupa’da Türk müziğinin sevilmesini ve yaygınlaşmasını sağlamış en önemli figürlerden biri olan sevgili kardeşim Mustafa Yıldızdoğan’a teşekkür ediyorum“ dedi.

Müzik ve Hoşgörü 

Müzik bir hoşgörü dilidir. Anlamak için gören göz, duyan kulak gerekir. Müziğin büyüsü tam da buradadır işte. Anlamak için sevmek gerekir, en azından saygı duymak gerekir, senin anlamadığın ama başkalarının anladığı sese saygı duyabiliyorsan, anlayabilmek için ilk adımı atmış olursun bu erdemle. Bir bakarsınız ki sanatın, müziğin zamansız ve mekânsız  yolunda birlikte yan yana yürüyorsun. Evde Almanca dışında başka dil konuşma yasağı isteyen insanların anlayacağı bir dil değildir elbette. Başkasına saygı duymayan kendine de saygısızlık yapar aynı zamanda. Biz her kese saygı duyuyoruz, çünkü bizler de bu toplumun saygıdeğer birer ferdiyiz“ diyerek konuşmasını misafirlerin alkışlarıyla tamamladı.

Galeri