• Deutsch
  • Türkçe

Göppingen Çanakkale Şehitleri Anma programı


BW 1. Bölge Başkanlığına bağlı faaliyetlerini sürdüren Göppingen Ülkü Ocağı “Çanakkale Şehitleri Anma Programı –KINALI ALİ-“ adında tiyatro ve kültür-sanat programı düzenledi. Halka açık salonda gerçekleşen programa vatandaşların yoğun katılımı gözlendi.
 
Progama Genel Sekreterimiz Sayın Fatih Oğuz, BW 1. Bölge Başkanı Sayın Mustafa Tok, Genel İdare Kurulu üyeleri, çevre teşkilat başkanları ve yöneticiler katıldı.
 
İstiklal Marşı ve Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan program Göppingen Ülkü Ocağı Başkanı Sayın Nurettin Değermenci’nin açılış ve selamlama konuşmasında emeği geçen herkese teşekkür ederek ileriye dönük çalışmaların devam edeceğini söyledi.
 
Programda söz alan Genel Sekreterimiz şunları söyledi:
 
“Çanakkale savaşı 1’inci dünya savaşı esnasında yaşanan en geniş kapsamlı savaş olmuştur. Deniz, kara ve hava kuvvetlerinin çarpıştığı ve amansız bir mücadelenin yaşandığı Çanakkale savaşında Türk milleti olarak belki sayısızca kayıplar verdik, lakin bu kayıplar Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluşunda yüksek bir maneviyat ile Mustafa Kemal’in önderliğinde tekrar vücut buldular. Türk milliyetçileri olarak tarihimizi bir bütün olarak ele alırız. O nedenle Çanakkale’de Dandanakan, Malazgirt, Niğbolu, İstanbul, Rodos, Belgrad, Plevne, Sivastopol, Edirne, Sarıkamış ruhu vardı.
 
Notasını Mehmetlerimizin şehadetinden alan, sözlerini Mehmetlerimizin yüreğinden toplayan kahramanlık eseri “Aynalı Çarşı” türküsünde de söylendiği gibi Çanakkale “ölmeden mezara konulanların” dünyevi makberidir. Ama asıl makberleri Peygamber efendimizin mübarek sinesidir.
 
Bu şanlı zafer aynı zamanda Türk milletinin savaşta dahi adaletini ve vicdanını kaybetmediğini gösteren en güzel örnektir. Yaralı düşman askerini sırtlayıp, yarasını sarmak için mermi yağmurunun altında siperden sipere koşan Mehmetler tabiri caiz ise insanlığın kitabını yazmışlardır.
 
Ki unutulmamalıdır; Çanakkale savaşı yaşandığında memleketin dört bir yanı ateş çemberi, yurdun ortasında fitne kapanları bir bir kurulmuş, millet evlatları üç kıtaya dağılmış, ekonomik, siyasi ve diplomasi krizler memleketin başına musallat olmuş durumundaydı.
 
Cihan imparatorluğu olan Osmanlı Türk devletine son vermek için emperyalist güçler her türlü yolu mübah sayarak kardeş kardeşe kırdırtmak için projelere yol vermiş ve Türk milletini Anadolu coğrafyasından silmek için en sinsi planlara başvurmuştur.
 
Lakin Türk milletinin feraseti, hürriyete olan sevdası, maziden aldığı şuuru bu oyunu bozmuş ve birlik içerisinde bu çetin imtihandan geçmeyi başarmıştır.
 
Türk milleti, belki ekonomik ve siyasi olarak büyük kayıplara maruz kaldı ama Milletçe milli onurunu ve şerefini asla teslim etmemiştir.
 
Bu şanlı zaferimizin 100’üncü yıldönümünü idrak ettiğimiz bir dönemde, ülkemiz o dönemin farklı bir versiyonu olan sıkıntılara muhatap kalmaktadır.
 
Onbinlerce insanımızın kanını elinde taşıyan bebek katili terör örgütü bugün ülkemizi yönetenler tarafından “siyasi muhatap” alınarak devletin müzakere masalarında ağırlanmakta.
 
Türk’ün tarih birliği, kültür şuuru ve Türkçe’nin bütünleştirici özellikleri; ayrıştırıcı, bölücü ve ötekileştiren ihanet projeleri tarafından tahribata uğratılmaktadır.
 
Devletimizin bütünlüğü, milletimizin birliği ve hürriyetimizin vazgeçilmezliği kişi ve parti menfaatlarin gölgesine itilmekte.
 
Devletsiz kalmanın, birlikten mahrum kalmanın, bayraksız yaşamanın, hürriyetsiz olmanın acısını, ızdırabını ve çaresizliğini etrafımızda olup bitenlere bakmakla görülecektir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş felsefesi olan kültürel milliyetçiliğin siyasi teşekkülü Türk milliyetçiliği ve Türk milliyetçileri dik baş, tok karın, mutlu yarın şiarıyla mutlaka iktidar olmalıdır.
 
Büyük Türk Hükümdarı Bilge Kağan gibi “gündüz oturmayacağız, gece uyumayacağız, aç olanı doyuracağız, çıplak olanı giydireceğiz.”
 
Açlık ve çıplaklık sadece madde boyutunda olmayabilir. Yüreklerini insan sevgisiyle doyuracak, akıllarını millet mefkuresiyle kaplayacak olan Türk ülkücüleri gönülden gönüle seferberlik düzenleyecektir. Umudu yere düşen insanımız, yere düşen bayrak gibidir. Her gönlü kırılan insanımız, ortadan ikiye kırılan boynu bükük minare gibidir.
 
Türk milletinin ekmeğini yiyip ihanet edenler ne ise sevdamız olan Türk milletine “kömürcü, makarnacı, bir çuval un için oyunu satar, bidon kafalı” diye hakir gören, küçük gören, aşağılayan zihniyette aynısıdır. Bizler Türk milletine sevdalıyız. Sayısal rakamlar, oy oranı ve hiçbir matematiksel ölçüt Türk milletine beslediğimiz yüksek sevgimizi, Türk devlet geleneğimize deruni bağlılığımızı asla yüreğimizden sökemeyeceklerdir! Bunu cümle alem böyle bilsin!
 
Bir tarafta bayrak şiirini okuyup, diğer tarafta Habur’da bebek katilleri tahrik olmasın diye bayrak indirenler, vatan, bayrak, devlet ve millet sevgisi konusunda Türk milliyetçilerine zerre kadar  ulaşamazlar.
 
Türk milliyetçileri şairimiz Dilaver Cebeci’nin dediği gibi:
 
O çocuklar birer birer gittiler...
 
Soylu sevda türküleri dudaklarında,
 
Saclarında kurt nefesi rüzgârlar,
 
O çocuklar birer birer gittiler...
 
Onlar, Oğuz mayası gök ışığın erleri,
 
Onlar, ülkü çağının bahadır melekleri...
 
Mor dağların göğsünde kaldı pençe izleri,
 
Haceru'l esved gözlerini gönlümüze resmettiler...
 
 
 
Eyvah biz kaldık Efsele safilinde!
 
Ahsen-i takvim üzre,onlar geçip gittiler..
 
“Efsele safilinde” takılıp kalanlar, Büyük Ortadoğu Projenin icazetiyle kimlik bulanlar “Hak yoluna, hakikat yoluna” davet eden Başbuğ Alparslan Türkeş’in evlatlarıyla asla boy ölçemezler!
 
Çanakkale ruhunu yüreğinde besleyen Türk ülkücüleri, Ziya Gökalp’in deyimiyle “ümidi ruhunun vazgeçilmezi” olarak görür ve umudunu asla yitirmez.”
 
Genel Sekreterimiz konuşmasında Türk Federasyona yönelik basın yoluyla yapılan karalama kampanyasına değinerek Türk Federasyon hakkında yazı yazanlara “soğuk savaş dönemine ait söylemler üzerinden değil bizi bizden tanıyız” diyerek çağrıda bulundu.
 
Ayrıca 7 Haziran 2015 tarihinde Türkiye’de gerçekleşecek olan Genel Seçim vesilesiyle Almanya’da bulunan Konsolosluklarda sandık kurulacağını, oy kullanma ve oy kullandırma konusunda bütün ülküdaşlarımızın hassas olmaları gerektiğini ifade etti.
 
Konuşmalarını Ziya Gökalp’in “sen, ben yokuz, biz varız” sözüyle bitirdi.
 
Konuşmalar ardından Semazen grubu, çocukların şiir sunumu ve “Kınalı Ali”, “Seyyid Onbaşı” temalı tiyatro gösterisi oldu.
 
Folklor bölümünde Kadıoğlu zeybeğinin gösterisini yapan genç büyük takdir toplandı.
 
Programa katılımıyla sürpriz yapan eski Dünya Boks şampiyonu Fırat Arslan sahneye gelerek şehitlerimizi saygıyla ve rahmetle andıktan sonra katılan misafirleri selamladı.
 
Katılanların büyük beğenisini toplayan program İsmail Ata’nın türkü, marş ve şarkı gösterisiyle son buldu.
 
ATF Basın

Galeri