• Deutsch
  • Türkçe

Almanya’da Yoksulluk Zirveye Tırmanıyor


Almanya dünyanın en zenginlerini barındıran, aynı zamanda fakirliğin de giderek yaygınlaştığı sanayi ülkelerinin başında geliyor. İhracat fazlası 300 milyar Euro’ya varan, Gayri Safi Milli Hasılası kişi başına 33 bin 500 doları aşan ülkede, gelir dağılımındaki eşitsizlik fakirlik oranın hızla yükselmesine neden oluyor.

Bertelsmann Vakfı’nın konuyla ilgili araştırmasına göre, Almanya'da çocukların yüzde 21’i, yani 2 milyon 800 bin çocuk en az beş yıldır fakirlik içinde yaşıyor. 1 milyon 500 bin çocuk ise ailesi ile birlikte yoksulluk sınırında yaşamak zorunda kalıyor.

15 bin ailenin gelir bilgileri değerlendirilerek yapılan araştırmanın çarpıcı bir diğer sonucu, başkent Berlin’de fakirlik içinde ya da fakirlik sınırında yetişen çocukların oranının yüzde 30’a varması. Almanya'da sosyal yardıma muhtaç olarak geçinebilen ailelerin sayısı, beş yıl önce yapılan benzer araştırmaya göre iki kat artarken, genel yoksulluk oranı da rekor düzeye erişmiş durumda.

Almanya'da yoksulluk riski altındaki çocukların sayısı artıyor. Her beş çocuktan birinin ailesi geçim sıkıntısı çekiyor.

83 milyonluk nüfusu bulunan ülkede, 12 milyon 900 bin kişi yoksul ve yoksulluk sınırında yaşıyor. Yoksulluk, en çok yalnız yaşayan çocuklu kadınlarda görülüyor. Gelir durumları Almanya'daki ortalama gelir seviyesi olan 2700 Euro’nun yüzde 60'ı ve daha azı olan ailelerde yaşayan çocuklar 'fakir' kategorisine giriyor. Fakirlik sınırı yanlız yaşayan tek çocuklu bir birey için 1300 Euro seviyesinde.

29 ülkenin yer aldığı OECD ülkeleri arasında Almanya bu sayılarla 11'inci sırada yer alıyor. Bu şaşırtıcı sayılara rağmen, Almanya'daki ‘fakir’ çocuklar Afrika’nın birçok ülkesindeki yoksul akranlarına göre çok daha iyi şartlarda yaşayabiliyorlar, temel ihtiyaçları karşılanabiliyor. Nitekim ilaç ve doktor masrafları karşılanıyor, ücretsiz eğitimden yararlanabiliyorlar. Ancak Almanya'da fakirlik içinde büyüyen çocuklar, uzmanların tanımıyla, ‘refah toplumu içinde daha baştan kaybedenler’ olarak yetişiyorlar. Yoksulluğun çocuk ve gençler üzerinde kalıcı etkileri olduğu belirtilirken, Almanya’da ‘yoksul doğanların hemen hepsinin, yoksul kalmaya mahkum olduğu’ tespit edilmiş.

Devlet yardımıyla geçinen ailelerin çocukları çoğu zaman yüksek öğrenimden mahrum kalıyor ve iyi eğitim alamadıkları için fakirlik kapanından çıkamıyorlar. Bu koşullar altında yaşayan çocuklar, okul gezilerine katılamıyor, spor kulüplerine devam edemiyor ve yabancı ülkelerde staj ve ailecek tatil gibi deneyimleri de olmuyor.

Yoksulluk riski özellikle işsizler arasında yüksek. Geçen yıl fertlerinin çalışmadığı hanelerin yaklaşık yüzde 57'si yoksulluk riskiyle karşı karşıya. Bu oran 2015 yılında 2,1 puan daha yüksekti. Doğu Almanya'daki işsizler arasında fakirleşenlerin oranı yüzde 67'yi bulurken, Berin hariç eski Batı Almanya bölgelerinde bu oran yüzde 52,9 olarak kaydedildi.

Fakirlik riskinin en düşük olduğu Alman eyaletlerinin başında ise Baden-Württemberg ve Bavyera geliyor. 2016'da en fazla fakirleşenlerin yaşadığı eyaletler ise yüzde 22,6 ile Bremen, yüzde 21,4 ile Saksonya-Anhalt ve yüzde 20,4'lük oranla Mecklenburg-Vorpommern oldu.

Yalnız çocuk yetiştiren anne ya da babalar arasında da fakirleşme riskinin arttığı görülüyor. Tek velili ailelerdeki fakirlik sınırının altına düşme ihtimali eyaletlere göre yüzde 34,5 ile yüzde 60 arasında değişiyor.

Tedbir alınmaması durumunda, yoksul çocukların yoksul yetişkinler olacakları ve yoksulluk döngüsünün kendini yeniden üreteceği belirtilen Bertelsmann Vakfı raporunda, son iki yıl içinde ülkeye giriş yapan yaklaşık 1 milyon 300 bin sığınmacının orta ve uzun vadeli olarak fakirlik oranının artmasına neden olacağı da savunulurken, yoksul ailelere verilen “çocuk parasına” yapılan cüzi yükseltmelerin yetersiz kaldığının altı çiziliyor. Uzmanlar, zengin ve refah toplumunda fakirlik sorununun nasıl aşılabileceği konusunda öneri getirmekte zorlanırken, dünya çapında da yaklaşık 600 milyon çocuğun yoksulluk içinde yaşadığı tahmin ediliyor.